!
Salı’yı Çarşambaya bağlayan gece yani Salı Akşam Namazından Sonra Okunacaktır. Her Hicri ayın son çarşamba gecesi, özellikle de Safer ayının son çarşamba gecesi okunması uygun görülmektedir.
Her Hicri Ayın Son Çarşamba Gecesi Okunacak “Ayet el Kursi’nin Sırrı” İsimli Dua
3 Kere Okunacak (Gücü Yetmeyen 1 Kere de Okuyabilir)
“Bismillâhirrahmânirrahîm. Elhamdülillâhillezî halagal avâlime ve yesseral ululûme ve ecrâl eflâke ve sehharannücûme vestevâ fî ilmihil mentûgu velmefhûmu veya’lemûzzevâhira. ( Allâhu lâ ilâhe illâ hüvel hayyül gayyûm ) Efnelgurûnel mâdiyete gavmen be’de gavmin ve ebâdeddühüral hâliyete yevman be’de yevmin ve adele fî ehkâmihi felâ yelhaguhu levm. Sübhâneh. ( Lâ te’hüzühü sinetüvvelâ nevm ) Teabbedelberâ yâ biferdin be’de ferdin ve eczelelatâ yâ fe efdale filbesti veadale filgabd. Sübhâneh. ( Lehü mâ fissemâvâti vemâ filard ) Ve esbele alalusâti kenefe setrihi vemennihi vesekkene verâtilhâifîne minhü biemnihi vemenne alalmü’minîne bilütfihi veyümnihi veyesserattââti li ibâdihi bihüsni avnih. Sübhâneh. ( Men zellezî yeşfeü indehû illâ bi iznih ) Halagal ibâde verazegahüm ve ehleraşâdi bitâitihi veffegahüm ve bimerdâtihi esafehüm vectebâhüm. Ve ehlelibâdi biazâbihi havvefehüm. Sübhâneh. ( Yalemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm ) Halaga mâşâe kemâ şâe vehakeme alâ mâşâe bimâşâe vegadderal eşyâe keyfeşâe. Sübhâneh. ( Velâ yühîtûne bişeyimmin ilmihî illâ bimâ şâe ) mükevvinüdd’arayni ve hâliguhumâ ve münşîüssegaleyni ve mâlikühümâ verabbülmeşrigayni verabbülmağribeyni vemâ beynehümâ. Sübhâneh. ( Vesia kürsiyyühüssemâvâti velard. Ve lâ yeûdühü hifzühümâ ) Fetebâ rake rabbünâ zülihsânillezî lem yüşârikhü filgidemilezeliyyi gadîm. Eadde lievliyâihi dâranneîmi ve ekramehüm fîhê binnezeri ilâ vechihilkerîmi ve eadde lie’dâihi azâbelcehîm. Yüdillü men yeşâü veyehdî men yeşâü ilâ sirâtin müstag’im. Sübhâneh. ( Ve hüvel alüyyül azîm ) Allahümme salli alâ nebiyyike ve abdike ve rasûlike muhammedil mühtâri sâhibilmü’acizâti velâsêri veddilâlâti velesrâri velkerâmâti vel envâri ve sallâhu teâlâ aleyhi ve alâ âlihi ve ehli beytihil ehyâri ve eshâbihil ebrâri vel mühâcirîne vel ensâri vettâbiîne lehüm bihsânin ilâ yevmiddîn. Allâhümme enzil aleynâ fî hâzihissâati men hayrike ve berakâtike mâ enzelte alâ evliyâike ve hassaste bihi ehbâbeke ve ezignâ berda afvike ve halâvete mağfiratike venşür aleynâ rahmetikelletî vesiat külle şeyin verzügnâ minke gabûlen vetevbeten nasûhan ve ilcâbeten ve mağfiraten ve âfiyaten teummü nefsî ve ehlî ve ehbâbî men hadaranî vemen ğâbe annî birahmitike yâ erhamerrâhimîn. Allâhümme lâ tüheyyibnâ mimmâ selnâke velâ tehrimnâ mimmâ racevnâke vehfeznâ fil mehyâ velmemâti inneke mücîbüddeavât. Âmîn!”
Duanın Anlamı
“Bütün hamdler âlemleri halkeden, ilimleri(n tahsilini chline) kolay eden, felek (ve ge-zegen)leri yürüten, yıldızları (vazîfelerine âmâde ve) müsahhar kılan, (dil ile) konuşulan ve (akıl ile) anlaşılan her şey ilminde eşit olan, her diri için Kendi nezdinde taksim edi-len bir rızık ve kararlanmış gün için mâlum bir ecel bulunan Allah’a mahsustur. O’nu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzîh) ederim.
‘Allâh ki; Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. (Başı sonu olmayan, Zâtı’na ait bir ha-yatla) Hayy’dır, (yarattıklarını yönetme ve koruyup kollama işini dâimâ üstlenmiş bulunan bir) Kayyûm’dur.’
O Allâh geçmiş kavimleri ardarda yok etti, geçen asırlar halkını gün be gün helâk etti, hükümlerinde adâletli olduğu için Kendisine hiçbir kınama yol bulamadı. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzîh) ederim. ‘Ne (uyku öncesindeki) bir gevşeme, ne de bir uyku Kendisini tutmaz.’
Mahlûkātı ardarda (yapılmasını meşrů ettiği) farzlarla ibâdet etmekle mükellef etti, lütuflarını bol yapıp genişlik verirken lutfetti, daraltırken de adâletli davrandı. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar (mülkiyet ve häkimiyet bakımından) sadece O’na aittir.’
Keremini ve örten hıcâbını (perdesini) âsiler üzerine sarkıttı (da onları rezil etmedi), verdiği güvenceyle Kendisinden korkanların korkularını teskin etti, lütf-u bereketiyle müminlere ihsanda bulundu, güzel yardımıyla kullarına taatleri kolay etti. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘Kimdir şu kimse ki, O’nun izni olmadan nez-dinde şefâat edebilecektir?!’
Kulları yarattı ve rızıklandırdı, rüşd (mânevi olgunluk) sahiplerini tâatına muvaffak kıldı, rızasına erdirdi ve seçkin kıldı, inatçıları da azabıyla tehdit etti. O’nu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘O, (yarattıklarının) önlerinde olanları da, arkalarında bulunanları da (onların geçmiş-gelecek, dünyä-ähiret, görülen ve görülmeyen her şeylerini) bilmektedir.’
Dilediğini dilediği şekilde halketti, dilediğine dilediğiyle hükmetti, varlıkları diledi-ği şekilde takdir etti. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘(Öğretmeyi) dilediği şeyler hâriç, onlar Onun ilmi(nin tealluk ettiği sonsuz bilgileri)nden hiçbir şeyi kavrayamazlar.’
İki cihânın mükevvini ve yaratıcısı O’dur. İns-ü cinnin Múcidi ve Måliki O’dur. İki meşrik (doğu) ile iki mağribin (batının) ve ikisi arasındakilerin Rabbi O’dur. O’nu tes-bih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘(Arşı’nın önündeki tahtı olan) Kürsüsü (ise) gökleri ve yeri kaplamıştır. O ikisini(n yedi kat tabakalarını) korumak Kendisine hiç de ağır gelmez.’
İhsân sahibi Rabbimiz çok bereketlidir. Ezeli kıdeminde hiçbir kadim O’na ortak de-ğildir, dostlarına nimet yurdu hazırlamış ve orada onlara keremli cemâline bakma ni-meti ikram etmiştir. Düşmanlarına cehennem azabı hazırlamıştır.
O dilediğini saptırır, dilediğini ise dosdoğru yola iletir. Onu tesbih (tüm noksan sıfat-lardan tenzih) ederim. ‘(Eş ve benzerden, tüm noksanlık emâreleri ve sonradan olma belir-tilerinden son derece yüce olan) Aliyy de, (Zâtı’na nispetle, her şeyin değersiz kalacağı bir büyüklüğe sahip olan) Azîm de ancak O’dur.’
Ey Allah! Peygamberin, kulun ve Rasûlün olan; mücizeler, eserler, delâletler, sırlar, kerâmetler ve nurlar sahibi Muhammed-i Muhtar’a salât eyle. Allâh-u Teâlâ ona, âile-sine, hayır sahipleri olan Ehl-i Beyt’ine, iyilik sahibi ashâbına, muhacirler ile ensâra ve cezâ gününe kadar ihsanda (iyi inanç ve güzel amellerde) onlara uyanlara salât eylesin.
Ey Allah! Bu saatte Sen bizim üzerimize hayrından ve bereketlerinden, dostlarının üzerine indirmiş bulunduğun ve sevdiklerini kendisiyle seçkin kılmış olduğun şeyleri inzâl eyle, affının serinliğini ve mağfiretinin halâvetini (bağışlamanın tadını) bize tattır, her şeyi kaplamış olan o engin rahmetini üzerimize neşret. Sen bize tarafından kabül, nasûh tevbesi, icâbet (kabûl) ve mağfiret ver, beni de âilem ve sevdiklerimden yanımda
olan ve olmayanları da kaplayacak bir âfiyet (bizlere) nasîb et. Ey acıyanların en merha-metlisi! Rahmetinle (duâmı kabûl et).
Ey Allah! Sen bizi, Senden istediklerimizden umutsuz etme, Senden umduklarımızdan mahrum etme, hayatımızda ve ölümümüzde bizi muhafaza eyle. Duâları kabûl eden ancak Sensin.” Âmîn!
‘Allâh ki; Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur. (Başı sonu olmayan, Zâtı’na ait bir ha-yatla) Hayy’dır, (yarattıklarını yönetme ve koruyup kollama işini dâimâ üstlenmiş bulunan bir) Kayyûm’dur.’
O Allâh geçmiş kavimleri ardarda yok etti, geçen asırlar halkını gün be gün helâk etti, hükümlerinde adâletli olduğu için Kendisine hiçbir kınama yol bulamadı. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzîh) ederim. ‘Ne (uyku öncesindeki) bir gevşeme, ne de bir uyku Kendisini tutmaz.’
Mahlûkātı ardarda (yapılmasını meşrů ettiği) farzlarla ibâdet etmekle mükellef etti, lütuflarını bol yapıp genişlik verirken lutfetti, daraltırken de adâletli davrandı. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar (mülkiyet ve häkimiyet bakımından) sadece O’na aittir.’
Keremini ve örten hıcâbını (perdesini) âsiler üzerine sarkıttı (da onları rezil etmedi), verdiği güvenceyle Kendisinden korkanların korkularını teskin etti, lütf-u bereketiyle müminlere ihsanda bulundu, güzel yardımıyla kullarına taatleri kolay etti. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘Kimdir şu kimse ki, O’nun izni olmadan nez-dinde şefâat edebilecektir?!’
Kulları yarattı ve rızıklandırdı, rüşd (mânevi olgunluk) sahiplerini tâatına muvaffak kıldı, rızasına erdirdi ve seçkin kıldı, inatçıları da azabıyla tehdit etti. O’nu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘O, (yarattıklarının) önlerinde olanları da, arkalarında bulunanları da (onların geçmiş-gelecek, dünyä-ähiret, görülen ve görülmeyen her şeylerini) bilmektedir.’
Dilediğini dilediği şekilde halketti, dilediğine dilediğiyle hükmetti, varlıkları diledi-ği şekilde takdir etti. Onu tesbih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘(Öğretmeyi) dilediği şeyler hâriç, onlar Onun ilmi(nin tealluk ettiği sonsuz bilgileri)nden hiçbir şeyi kavrayamazlar.’
İki cihânın mükevvini ve yaratıcısı O’dur. İns-ü cinnin Múcidi ve Måliki O’dur. İki meşrik (doğu) ile iki mağribin (batının) ve ikisi arasındakilerin Rabbi O’dur. O’nu tes-bih (tüm noksan sıfatlardan tenzih) ederim. ‘(Arşı’nın önündeki tahtı olan) Kürsüsü (ise) gökleri ve yeri kaplamıştır. O ikisini(n yedi kat tabakalarını) korumak Kendisine hiç de ağır gelmez.’
İhsân sahibi Rabbimiz çok bereketlidir. Ezeli kıdeminde hiçbir kadim O’na ortak de-ğildir, dostlarına nimet yurdu hazırlamış ve orada onlara keremli cemâline bakma ni-meti ikram etmiştir. Düşmanlarına cehennem azabı hazırlamıştır.
O dilediğini saptırır, dilediğini ise dosdoğru yola iletir. Onu tesbih (tüm noksan sıfat-lardan tenzih) ederim. ‘(Eş ve benzerden, tüm noksanlık emâreleri ve sonradan olma belir-tilerinden son derece yüce olan) Aliyy de, (Zâtı’na nispetle, her şeyin değersiz kalacağı bir büyüklüğe sahip olan) Azîm de ancak O’dur.’
Ey Allah! Peygamberin, kulun ve Rasûlün olan; mücizeler, eserler, delâletler, sırlar, kerâmetler ve nurlar sahibi Muhammed-i Muhtar’a salât eyle. Allâh-u Teâlâ ona, âile-sine, hayır sahipleri olan Ehl-i Beyt’ine, iyilik sahibi ashâbına, muhacirler ile ensâra ve cezâ gününe kadar ihsanda (iyi inanç ve güzel amellerde) onlara uyanlara salât eylesin.
Ey Allah! Bu saatte Sen bizim üzerimize hayrından ve bereketlerinden, dostlarının üzerine indirmiş bulunduğun ve sevdiklerini kendisiyle seçkin kılmış olduğun şeyleri inzâl eyle, affının serinliğini ve mağfiretinin halâvetini (bağışlamanın tadını) bize tattır, her şeyi kaplamış olan o engin rahmetini üzerimize neşret. Sen bize tarafından kabül, nasûh tevbesi, icâbet (kabûl) ve mağfiret ver, beni de âilem ve sevdiklerimden yanımda
olan ve olmayanları da kaplayacak bir âfiyet (bizlere) nasîb et. Ey acıyanların en merha-metlisi! Rahmetinle (duâmı kabûl et).
Ey Allah! Sen bizi, Senden istediklerimizden umutsuz etme, Senden umduklarımızdan mahrum etme, hayatımızda ve ölümümüzde bizi muhafaza eyle. Duâları kabûl eden ancak Sensin.” Âmîn!










